Kategori: Sgk Mevzuatı

  • Raporlu İşçinin İş Akdi Feshi

    Raporlu İşçinin İş Akdi Feshi

    Raporlu İşçinin İş Akdi Feshi

    SGK HASTALIK RAPORU SÜRESİ BİTMEDEN İŞÇİNİN İŞ AKDİ FESHEDİLMESİ YASAL MIDIR?

     

    SGK HASTALIK RAPORU SÜRESİ BİTMEDEN İŞÇİNİN İŞ AKDİ FESHEDİLMESİ YASAL MIDIR?

    Çalışma hayatında sıklıkla yaşadığımız sorunlarından biri de hastalanan işçilerin sağlık raporları oluşturmaktadır.
    Üretim ağırlıklı çalışan işyerleri uzun süreli raporlu olan işçileri bazen kural tanımadan iş sözleşmelerini sonlandırma yoluna gittiklerini görmekteyiz.
    Kanunlarımızda kesin hatları ile bu uygulama açıklansa bile işverenler bu açıklamaları dikkate almadan işlem yapıyorlar.

    Bu Durumda Fesih İşlemi Nasıl Yapılır?
    Hastalanan işçi usulüne uygun olarak sevk almak suretiyle SGK ile anlaşmalı hastanelerden hastalığına göre çalışamaz raporu alırlar.

    İşçinin işten çıkarılabilmesi işyerindeki çalışma süresi ve sağlık raporundaki süre ile ilgilidir.
    Hastalanan işçinin işten çıkarılmasında ihbar süresi ile rapor arasında ilişki kurulması gerekiyor.
    Bunun içinde altı hafta+ihbar süresi formülü devreye girer.
    Bu süre dolduktan sonra işveren isterse işçiyi işten çıkarabilir. 

    Bir işyerinde bir yıl çalışma süresi olan işçinin hastalık nedeniyle işten çıkarılabilmesi için 10 haftalık bir sürenin geçmesi gerekiyor.
    10 haftalık sürenin hesabın da 4 haftalık kısmı bir yıllık kıdemi olan işçinin ihbar süresidir.

    4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesi hükmü gereğince kıdem sürelerine ihbar süreleri belirleniyor.
    SÜRELİ FESİH 

    MADDE 17. – Belirsiz süreli iş sözleşmelerinin feshinden önce durumun diğer tarafa bildirilmesi gerekir.
    İş sözleşmeleri;
    a) İşi altı aydan az sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak iki hafta sonra, 
    b) İşi altı aydan birbuçuk yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak dört hafta sonra,
    c) İşi birbuçuk yıldan üç yıla kadar sürmüş olan işçi için, bildirimin diğer tarafa yapılmasından başlayarak altı hafta sonra, 
    d) İşi üç yıldan fazla sürmüş işçi için, bildirim yapılmasından başlayarak sekiz hafta sonra,
    Feshedilmiş sayılır. 
    Bu süreler asgari olup sözleşmeler ile artırılabilir.

    Yargıtay’ın bu yönde kararları da bulunuyor. Örnek kararların bir tanesin de “işçinin raporlu ve istirahatlı geçirdiği süre normal ihbar süresini aştığında işverenin ihbarsız fesih hakkı doğar şeklindedir”

     

    Örneğin:

    (A)Ltd.Şti çalışanı Hasan Bey, bir yıldır çalıştığı işyerinden rahatsızlığı sonucu 90 günlük sağlık raporu almıştır. İşveren Hasan Beyi ne zaman işten çıkarma hakkı ortaya çıkabilir?
    Hasan  Beyin ihbar süresi+6 hafta formülüne göre işlem yapar isek;

    1 yıllık kıdemine karşılık 4 hafta+6 hafta=10 hafta*7 gün=70 gün sonra iş akdi fesih edilir.
    Hasan Bey’in iş akdi 70. günden sonra işten çıkarabilir.Şayet Hasan Bey, 70 Günlük süre dolmadan işten çıkarılırsa işveren ihbar öneli+6 hafta süresine uymadığı için ihbar tazminatı ödemek zorunda kalır. Hastalığından dolayı Hasan Beyin, 70 günü dolduktan sonra veya dolmadan işten çıkarılırsa her durumda kıdem tazminatına hak kazanacaktır. Hasan Beyin raporluluk süresinin 70 günlük kısmı kıdem tazminatına esas süreye ilave edilecektir.

    Bu durumda yukarıda belirtilen 4857/17.Maddesindeki süreler toplu iş sözleşmeleri ile artacağı için burada toplu iş sözleşmesinde belirtilen ihbar öneli süreleri dikkate alınacaktır.

    Örneğin:
    (P) A.Ş. Toplu İş sözleşmesine tabi olduğu için ihbar süreleri yukarıdaki yazılı şartların iki katı olarak

    kararlaştırılmıştır.
    Bu şirkette çalışan Ayşe Hanım rahatsızlığından dolayı 130 gün raporlu olmuştur.
    3 yıllık kıdemi vardır ne zaman iş akdi fesih edilecektir?

    Burada ihbar süresi+6 hafta formülü ile;
    12 hafta+6 hafta=18 hafta*7=126 gün

    Ayşe hanımın iş akdi 126 günün sonunda fesih edilecektir.

    KANUNA AYKIRI İŞ SÖZLEŞMESİ FESİH EDİLMESİ SONUCU NEDİR?

    İşverenler nadiren de olsa hastalıktan dolayı raporlu çalışanlarının iyileşme sürecini beklemeden işten çıkarabiliyor. Burada uygulama genele bakıldığında işçinin yaptığı görevin önemine göre işten çıkarmalar olabiliyor.Hastalık dolayısıyla raporlu işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesi içinbeklenilmesi gereken süre olan 6 hafta + ihbar süresi dolmadan önce işveren tarafından iş sözleşmesi feshedilirse;
    1.)Usulsüz  fesih sayılır.
    2.)Usulsüz fesih yapıldığı takdirde işveren işçiye ihbar tazminatı ve bir yıldan fazla çalışması var ise kıdem tazminatı öder.
    3.)İşçi iş güvencesi kapsamında ise işe iade davası açabilir.
    4.)Raporlulukta bekleme süresinde beklenilmeden işçinin iş sözleşmesinin feshedilmesi işçinin bir yıllık çalışmasını doldurmayı engelleyerek kıdem tazminatına hak kazanmayı ortadan kaldırmaya yönelik ise işverenin kötü niyetli olursa kötü niyet tazminatı öder.

    DEĞERLENDİRME:
    İşçinin hastalık sebebiyle raporlu olması nedeniyle işveren tarafından işçinin iş sözleşmesi feshedilmişse,bu durumda işçinin çalışma süresi de bir yıl ve üzerinde olması halinde işçi kıdem tazminatına hak kazanacaktır.
    Kıdem tazminatı hesaplanmasında işçinin raporluluk süresinin 6 hafta + ihbar süresi kadar olan kısmı da dikkate alınacaktır. İşçinin kıdemine göre belirlenen 4857/17.Maddesine göre ihbar süresine eklenen ek süre bitmeden işçinin iş sözleşmesini feshederse,işveren işçiye ihbar tazminatı da ödenmesi gerekecektir.
    Şayet işverenin kötü niyetli olup olmadığı da araştırılarak, kötü niyetli olduğu saptanması halinde işverenin kötü niyet tazminatı ödemesi de söz konusu olacaktır. İş güvencesi kapsamında çalışan işçi ise 4857/17.Maddesinde belirtilen ihbar süresine  uyulmadan feshedilirse, işçi işe iade davası açacaktır.

    VEDAT İLKİ

    vedat.uzman@gmail.com

     

    Kaynak:alitezel.com

  • İŞVERENLERE ÖNEMLE DUYURULUR

    İŞVERENLERE ÖNEMLE DUYURULUR

    T.C.
    SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI
    Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü
    DUYURU
    İŞVERENLERE ÖNEMLE DUYURULUR
    6552 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanunun sigortalı sayılmayanların düzenlendiği 6 ncı maddesinin (e) bendi 11/9/2014 tarihinden geçerli olmak üzere değiştirilmiştir.
    Yapılan değişiklikle, yabancı bir ülkede kurulu herhangi bir kuruluş tarafından ve o kuruluş adına ve hesabına Türkiye’ye bir iş için gönderilen ve yabancı ülkede sosyal sigortaya tabi olduğunu belgeleyen kişiler sigortalı sayılmamakta iken 11/9/2014 tarihinden geçerli olmak üzere yapılan düzenleme ile uluslararası sosyal güvenlik sözleşmesi hükümleri saklı kalmak kaydıyla sosyal güvenlik sözleşmesi uygulanmayan ülkelerde sigortalılığı sağlanıp Ülkemize çalışmaya gelen sigortalılar yönünden muafiyet süresi üç aya indirilmiştir.
    Buna göre; sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde sigortalı ya da emekli olup ülkemize çalışmaya gelen sigortalılar ülkemizde çalışmaya başladıkları tarihin üçüncü ayın bitiminden sonra sigortalı sayılacaktır.
    5510 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin (e) bendi değişikliği 11/9/2014 tarihinde yürürlüğe girdiğinden bu tarihten önce ülkemize çalışmaya gelenlerden çalışmaları halen devam edenlerin üç aylık muafiyet süresi 11/12/2014 tarihinde dolacak olup, bunları çalıştıran işverenlerin 12/12/2014 tarihli işe giriş bildirgelerini 11/12/2014 tarihi saat 23:59’a kadar e-sigorta yoluyla Kuruma vermeleri gerekmektedir.
    Ülkemize 11/9/2014 tarihinden sonra çalışmaya gelen sigortalıların üç aylık muafiyet süreleri de çalışmaya başladıkları tarihe göre belirlenerek Kuruma bildirilecektir.
    Sosyal güvenlik sözleşmesi bulunan ülkelerden ülkemize çalışmaya gelen sigortalar hakkında sözleşmelerin geçici görevle ilgili hükümleri uygulanmaya devam edilecektir.
    Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış ya da imzalanmamış ülkelerde herhangi bir sigortalılığı bulunmayanlar daha önce de olduğu gibi Ülkemizde çalışmaya başladıkları tarihten itibaren sigortalı olacaklardır.
    İşverenlere önemle duyulur.

  • 6552 SAYILI KANUN HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI (SGK)

    6552 SAYILI KANUN HAKKINDA BASIN AÇIKLAMASI (SGK)

    BASIN AÇIKLAMASI

    Bilindiği gibi, 6552 sayılı “İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun” 11.09.2014 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

     

    Kanun ile Sosyal Güvenlik Kurumu prim alacakları yeniden yapılandırılmış olup, bu süreçte 5510 sayılı Kanunun 4(b) kapsamında bulunan sigortalılarımızın prim borçlarını kolaylıkla ödeyebilmesi için bankalar ile görüşmeler yapılmış, bunun neticesinde Kurumumuz ile Türkiye Halk Bankası arasında 26.11.2014 tarihinde kredi işbirliği protokolü imzalanmıştır.

     

    İmzalanan protokol gereğince Kurumumuza borcu olan sigortalılarımıza masrafsız (hayat sigortası ve yasal yükümlülükler hariç), 36 aya kadar vade seçenekleri ve aylık 0.97 faiz oranıyla kredi imkânı sağlanmıştır.

     

    Banka, kullandırılan kredi nedeniyle sigortalılarımızdan hiçbir ad altında dosya masrafı almayacaktır.

     

    Banka ile yapılan protokol ile 4(b) kapsamında olup, prim borcundan dolayı emekli olamayan kendi nam ve hesabına çalışan esnaf, sanatkâr ve çiftçilere her hangi bir teminat göstermeden kredi kullanmak suretiyle emekli olma ve sağlık hizmetlerinden yararlanma imkânı getirilmiştir.

     

    Diğer taraftan, halen 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışan ve önceden 4(b) bendi kapsamında çalışması nedeniyle prim borcu olan ve borcunu 6552 sayılı Kanun kapsamında yapılandırarak   ödeme   yapması   halinde   yaşlılık   aylığına   hak   kazanacak sigortalılar  da,  bankadan  kredi  kullanmak  suretiyle  borcunu  ödemek  için krediden yararlanacaklardır.

     

    Bu imkândan yararlanmak isteyen sigortalılarımız prim yapılandırma başvurularını öncelikle Sosyal Güvenlik İl/Merkez Müdürlüklerine yapacaklar, Kurumdan alacakları prim borcunu ödemesi halinde emekli olabileceklerine ilişkin yazı ile birlikte Türkiye Halk Bankası şubelerine müracaat edeceklerdir.

     

    Kredi kullanarak prim borcunu ödeyen sigortalılarımıza emekli aylıkları bağlanacak olup, sigortalımızın bankadan kullanmış olduğu kredi borcu emekli aylığından taksitler halinde Banka tarafından tahsil edilecektir.

    Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

  • SGK (KURUM ALACAKLARININ GEÇİCİ 60 INCI MADDE UYARINCA YAPILANDIRILMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR

    SGK (KURUM ALACAKLARININ GEÇİCİ 60 INCI MADDE UYARINCA YAPILANDIRILMASINA İLİŞKİN USUL VE ESASLAR

    Sayı     : 64399925/031-811

    Tarih    : 25/09/2014

    Konu   : Kurum alacaklarının Geçici 60 ıncı madde uyarınca yapılandırılmasına ilişkin usul ve esaslar

    GENELGE 2014 –26

    1- Genel Açıklamalar

    Bilindiği üzere, 10/9/2014  tarihli ve 6552 sayılı İş Kanunu İle Bazı Kanun Ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması İle Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair Kanun11/9/2014 tarihli ve 29116 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.

     

    Anılan Kanunun 81 inci maddesi ile 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununa geçici 60 ıncı madde eklenmiş olup, 11/9/2014 tarihinden itibaren yürürlüğe giren söz konusu geçici maddenin;

     

    – Birinci ve ikinci fıkraları ile Kurumumuzun bazı alacaklarının yeniden yapılandırılarak peşin veya taksitler halinde ödenmesine imkan sağlanmış,

     

    – Beşinci fıkrası ile kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan sigortalılık süreleri diğer kanunlara göre durdurulmuş olanların durdurulan sigortalılık sürelerine ilişkin primlerini ödeme hakkı verilmiştir.

     

    Bu bağlamda, geçici 60 ıncı madde uyarınca gerek kapsama giren alacakların yeniden yapılandırılması, gerekse durdurulan sigortalılık sürelerine ilişkin primlerin ödenmesi sırasında borçlularca ve sosyal güvenlik il müdürlüklerimizce/sosyal güvenlik merkezlerimizce yapılacak işlemler aşağıda açıklanmıştır.

    2-Yapılandırma Kapsamına Giren Alacaklar

    2.1- Kapsama giren alacakların türü ve dönemi

    Kapsama giren Kurumumuz alacaklarının türü ve dönemi anılan maddenin birinci ve ikinci fıkralarında düzenlenmiştir.

    Anılan fıkralar uyarınca;  

    2.1.1- 2014 yılı Nisan ve önceki aylara ilişkin olup, 10/9/2014 ve öncesinde tahakkuk ettiği halde ödenmemişolan;

     

    5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılık statülerinden kaynaklanan, sigorta primi, işsizlik sigortası primi, emeklilik keseneği ve kurum karşılığı, ek karşılık primi ve sosyal güvenlik destek primi alacakları,

     

    – Yapılandırma başvurusunda bulunulan tarih itibariyle ödenmesi imkanı kalkmamış olan isteğe bağlı sigorta primi ve topluluk sigortası primi alacakları,

     

    – Damga vergisi, özel işlem vergisi ve eğitime katkı payı alacakları,

     

    – Özel nitelikteki inşaatlar ile ihale konusu işlere ilişkin eksik işçilik tutarı üzerinden hesaplanan sigorta primi alacakları,

     

    5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı olanlardan kaynaklanan genel sağlık sigortası primi alacakları,

     

    2.1.2-  Sosyal güvenlik kanunlarına göre emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerlerinde çalışmaları nedeniyle aylıkları kesilmesi gerekenlere, 11/9/2014  tarihi takip eden ödeme dönemine kadar yersiz olarak ödendiği tespit edilen aylıklara ilişkin alacaklar,

     

    2.1.3-5510 sayılı Kanunda öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmemesi nedeniyle 30/4/2014 tarihine kadar işlenen fiillere ilişkin idari para cezası alacakları

     

    ile bunlara bağlı gecikme cezası, gecikme zammı ve kanuni faiz alacakları, anılan Kanun kapsamında yeniden yapılandırma kapsamına giren Kurumumuz alacaklarını oluşturmaktadır.

     

    2.2 – Başvuru süresi, yeri ve şekli     

     

    Anılan geçici maddenin üçüncü fıkrasında;

     

    Bu madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların;

     

    1. a) Bu maddenin yayımlandığı tarihi izleyen ay başından itibaren; birinci fıkranın (d) bendinde belirtilen borçlular yedi ay içerisinde, diğer bentlerde belirtilen borçlular ise üç ay içerisinde Kuruma başvuruda bulunmaları,

     

     

    Gerekir.”

     

    hükmü yer almaktadır.

     

    Bu bağlamda geçici 60 ıncı maddede öngörülen yapılandırma hükümlerinden yararlanabilmek için;

     

    – 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentleri kapsamındaki sigortalılık statülerinden kaynaklanan alacaklar ile sosyal güvenlik kanunlarına göre emeklilik veya yaşlılık aylığı almakta iken 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerlerinde çalışmaları nedeniyle aylıkları kesilerek yersiz olarak ödendiği tespit edilen aylıklara ilişkin alacaklar için en geç 31/12/2014 tarihine kadar,

     

    – 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamındaki sigortalılık statüsünden kaynaklanan genel sağlık primi alacakları yönünden en geç 30/4/2015 tarihine kadar,

     

    başvuruda bulunulması gerekmektedir.

     

    Geçici 60 ıncı madde uyarınca yeniden yapılandırma başvurularının 1/10/2014 tarihinden itibaren yapılması gerekmekle birlikte Kanunun yayımlandığı 11/9/2014 tarihinden 30/9/2014 tarihine kadar yapılan başvurular da kabul edilecektir.

     

    Başvurular;

    DEVAMI ve EKLERİ İÇİN TIKLAYINIZ

    Kaynak :alomaliye

  • Yıllık izin soruları

    Yıllık izin soruları

    Malum, yaz mevsimindeyiz. Çalışanların bir kısmı izne ayrıldı, pek çoğu da Ramazan ayı sonrası için plan yapıyor. Yıllık izinle ilgili gelen sorular da bu arada yoğunlaşmaya başladı. Her bir soruya ayrı cevap vermektense, en fazla merak edilen hususları sizler için sıralamış olalım.

    İzin süresi nasıl hesaplanır?

    İş mevzuatımızda çalışanın hak kazandığı yıllık izin süresi hesaplanırken, işyerinde işe başladığı gün esas alınır. Buna göre işyerinde bir yılı dolduran kişi, yıllık ücretli izne hak kazanır. İşyerindeki kıdemi 1-5 yıl arasında olanlara yılda 14 gün, 5-15 yıl arası olanlara 20 gün, 15 yıl ve daha fazla hizmeti olanlara ise en az 26 gün ücretli izin verilir. İşçi ile işveren anlaşırsa, bu süreler uzatılabilir ancak kısaltılamaz. Öte yandan 18 yaşından küçük ve 50 yaşından büyük çalışanlara, kıdemleri ne olursa olsun, 20 günden az izin verilemez.

    Yıllık izin bölünebilir mi?

    İşveren, çalışanın hak ettiği ücretli izni bölemez. Bu izni bir defada kullandırmak zorundadır. Ancak işçi isterse, yıllık izin süresini bir bölümü 10 günden az olmamak şartıyla en fazla üçe bölünebilir. Bu arada işveren tarafından yıl içerisinde her ne amaçla olursa olsun verilen ücretli ya da ücretsiz izinler, yıllık ücretli izin süresinden düşülemez.

    Hafta tatili izinden sayılır mı?

    İzin süresine rastlayan hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günleri yıllık izinden sayılmaz. Dolayısıyla çalışanın kullanacağı yıllık izne, bu tatil günleri eklenecektir. Örneğin yıllık izin süresi içerisine iki pazar günü denk gelmişse, izin süresine iki gün ilave edilir. Ayrıca, yıllık iznini işyerinin kurulu olduğu yerden başka bir yerde geçiren çalışana, bunu belgelemesi şartıyla, işveren tarafından ilave 4 güne kadar ücretsiz izin verilir.İşten çıkışta kullanılmayan yıllık izinler ne olur?

    İş akdinin sona erdiği tarihte, çalışanın o tarih itibariyle hak kazanıp da kullanmadığı yıllık izin sürelerine dair ücreti, en son aldığı ücret üzerinden hesaplanarak ödenir.

    Part-time (kısmi süreli) çalışanın izni nasıl hesaplanır?

    Kısmi süreli çalışanların izin hesabı da diğer çalışanlar gibi yapılır. Aynı işyerinde bir yılını dolduran kısmi süreli çalışan, 14 günlük izin hakkına kavuşur. Örneğin haftada üç gün çalışıyorsa, iki hafta boyunda izin kullanır. Yani izin hakkı 14 gün olmakla birlikte, toplam 6 gün fiilen izin kullanmış olur. Takip eden haftada iş gününde tekrar işbaşı yapar.

    İzin hakkı kısıtlanırsa ne yapmalı?

    İzin hakkı gerek ulusal gerekse uluslararası mevzuatta en temel haklardan birisi sayılmıştır. Dolayısıyla işverenler bu haktan kısıtlamaya gidemez. İşçi bir ay önce işverene izin talebini yazılı olarak iletmelidir. İşveren bu talebe olumlu cevap vermez veya bir kısıtlama söz konusu olursa, işyeri sendikal faaliyet kapsamındaysa sendika temsilcisiyle ve varsa işyeri izin kuruluyla temasa geçmek gerekir. Bunlar da yoksa veya sonuç alınamamışsa, Çalışma ve İş Kurumu il müdürlüğüne şikayet hakkı kullanılabilir.

    SADETTİN ORHAN / BUGÜN

  • Yıllık izinde ceza yememek için dikkat!

    Yıllık izinde ceza yememek için dikkat!

    Sağlık; yalnız hastalık ve sakatlığın olmaması değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam biri iyilik halidir (Dünya Sağlık Örgütü`nün tanımı). Yıllık izinler çalışanların tam bir iyilik haline erişmesinde önemli bir rol oynamaktadır.
    4857 sayılı İş Kanun’a göre işyerinde işe başladığı günden itibaren, deneme süresi de içinde olmak üzere, en az bir yıl çalışmış olan işçilere yıllık ücretli izin verilir. Çalışan yıllık ücretli izin hakkından vazgeçemez. Yıllık izin süreleri ne kadar olmalıdır? Çalışanlara verilecek yıllık ücretli izin süresi, hizmet süresi ile ilişkilendirerek belirlenmiştir. Buna göre;
    ● Bir yıldan beş yıla kadar (beş yıl dahil) olanlara 14 günden,
    ● Beş yıldan fazla onbeş yıldan az olanlara 20 günden,
    ● Onbeş yıl (dahil) ve daha fazla olanlara 26 günden, az olamaz. Ancak 18 ve daha küçük yaştaki işçilerle 50 ve daha yukarı yaştaki çalışanlara verilecek yıllık ücretli izin süresi 20 günden az olamaz. Hafta tatilleri ile ulusal bayram ve genel tatil günleri yıllık izin süresinden sayılmaz.
    Yıllık izne hak kazanma ve iznin kullanılması 
    Yıllık ücretli izine hak kazanmak için gerekli sürenin hesabında çalışanların, aynı işverenin bir veya çeşitli işyerlerinde çalıştıkları süreler birleştirilerek göz önüne alınır. Çalışan, hak ettiği yıllık ücretli iznini, kullanmak istediği zamandan en az bir ay önce işverene yazılı olarak bildirir. Bu istek, çalışan sayısı yüzden fazla olan işyerlerinde İzin Kurulu’na bildirilir, eğer İzin Kurulu yoksa işverenlikçe görevlendirilen bir kişi ve çalışanların kendi aralarında seçecekleri temsilciye bildirilir.
    Yıllık ücretli izin işveren tarafından bölünemez. Kanun koyucu yıllık ücretli izinlerin işveren tarafından sürekli bir şekilde verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ancak istisnai bir hal olarak, çalışanın talebi de gözetilerek tarafl arın anlaşması ile bir bölümü on günden aşağı olmamak üzere en çok üçe bölünebilir.
    Dolayısıyla uygulamada sıklıkla görülen yıllık izinlerin 1’er ya da 2’ şer gün kullandırılması geçerli olmayacak ve bu süreler işverenlik tarafından verilen idari izin sayılabilecektir.
    Aynı zamanda İşveren tarafından yıl içinde verilmiş bulunan diğer ücretli ve ücretsiz izinler veya dinlenme ve hastalık izinleri yıllık izne mahsup edilemez.
    Çalışanlar, yıllık ücretli izinlerini işyerinin kurulu bulunduğu yerden başka bir yerde geçirecekse ve istemde bulunmaları ve bu hususu belgelemeleri koşulu ile gidiş ve dönüşlerinde yolda geçecek süreleri karşılamak üzere işveren toplam dört güne kadar ücretsiz izin vermek zorundadır. İşveren de bu sürelerin kullandırıldığına ilişkin belgeyi tutmak zorundadır.

    Yıllık ücretli izinle ilgili olarak İş Kanunu’na göre; yıllık ücretli izni yasaya aykırı şekilde bölen, izin ücretini yasaya aykırı şekilde ödeyen veya eksik ödeyen, iş sözleşmesi feshedilen işçiye yıllık izin ücreti ödemeyen, yıllık izin yönetmeliğinin esas usullerine aykırı olarak izni kullandırmayan veya eksik kullandıran işveren veya işveren vekiline 2014 yılında her işçi için 246 TL idari para cezası uygulanabilecektir.

    RESUL KURT / DÜNYA

  • Yurtdışı Boçlanması

    Yurtdışı Boçlanması

    1-Yurtdışı borçlanma nedir?

    Türk vatandaşlarının yurt dışında 18 yaşını doldurduktan sonra, Türk vatandaşı iken geçen ve belgelendirilen sigortalılık süreleri ve bu süreleri arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile yurt dışında ev kadını olarak geçen süreleri, bu Kanunda belirtilen sosyal güvenlik kuruluşlarına prim ödenmemiş olması ve istekleri halinde, bu Kanun hükümlerine göre sosyal güvenlikleri bakımından değerlendirilmesidir.

    2-Yurtdışında geçen hangi süreler borçlandırılır?

    Borçlanma kapsamındaki süreler; yurtdışında geçen sigortalılık süreleri, bu süreler arasında veya sonunda her birinde bir yıla kadar olan işsizlik süreleri ile ev kadını olarak geçen sürelerdir. “Sigortalılık süresi” deyiminden, borçlanma kapsamındaki sürenin bulunduğu ülke mevzuatına göre
    ikamet süreleri hariç, çalışılmış ya da çalışılmış süre olarak kabul edilen süreler anlaşılmalıdır. Çalışılmış olarak kabul edilen süreler, ilgili ülke mevzuatına göre fiilen çalışılmadığı halde çalışmaya eşdeğer süre olarak kabul edilip, aylığa hak kazanmada ve aylık hesabında değerlendirilen sürelerdir.
    “İşsizlik süresi” ibaresi, ilgili ülke mevzuatına göre çalışma süreleri ile bu çalışma sürelerine eş değer süreler haricinde o ülkede geçen süreyi ifade eder. İşsizlik sürelerinin tamamının borçlanma kapsamında değerlendirilmesine imkân bulunmadığından sigortalılık süreleri arasında veya sonunda her birinde olmak kaydıyla bir yıla kadar olan yurtdışında geçen işsizlik süreleri borçlandırılır. İkamet süreleri ve boşta geçen süreler de bu kapsamda değerlendirilir.
    Yurtdışında “ev kadını olarak geçen süreler”, medeni durumlarına bakılmaksızın kadınların, sigortalılık süreleri haricinde yurtdışında bulundukları süreleri ifade eder. Bu süreler işsizlik süresi veya boşta geçen süreler kapsamında değerlendirilmez, borçlanma talebinde bulunanların yurtdışında ev kadını olarak geçen sürelerinin diledikleri kadarı borçlandırılır.

    3-Borçlanma kapsamında olmayan süreler hangileridir?

    Yurtdışında 18 yaşın doldurulmasından önce, Türk vatandaşlığının kazanılmasından önce veya Türk vatandaşlığının kaybedilmesinden sonra geçen sigortalılık, işsizlik ve ev kadını olarak geçen süreler borçlanma kapsamında değildir.
    Ayrıca, ülkemizdeki sosyal güvenlik kanunlarına göre malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları kapsamında geçen sürelerle çakışan yurtdışı süreleri ile ikili sosyal güvenlik sözleşmelerine göre kendilerine kısmi
    aylık bağlanmış olanların yurtdışında geçen sigortalılık süreleri arasında ve bu sürelerin bitim tarihinden
    sonraki işsizlik süreleri ile ev kadını olarak geçen sürelerin de, 3201 sayılı Kanuna göre
    borçlandırılmasına imkan bulunmamaktadır.

    4-Yurtdışı borçlanma için aranılan şartlar nelerdir?

    Yurtdışı sürelerinin borçlandırılabilmesi için; Türk vatandaşı olmak, borçlanma kapsamındaki yurtdışı sürelerini belgelendirmek ve yazılı istekte bulunmak şarttır.
    Yurtdışı hizmet borçlanmalarında, “Türk vatandaşı olmak” şartının iki durumda yerine getirilmesi zorunludur. Bunlardan biri, borçlanılması istenilen sürelerde ilgilinin Türk vatandaşı olması, diğeri ise
    Türk vatandaşlığında geçen süreleri borçlanma talebinde bulunan sigortalı veya hak sahibinin yazılı başvuru tarihi itibari ile Türk vatandaşı olmasıdır.

    Diğer bir anlatımla, Türk vatandaşlığında geçmeyen yurtdışı sigortalılık, işsizlik veya ev kadını olarak geçen süreler borçlandırılmayacağı gibi, borçlanma başvuru tarihinde Türk vatandaşı olmadığı tespit edilen sigortalı ve hak sahiplerinin borçlanma talepleri de reddedilir.
    Türk vatandaşlığı ile birlikte yabancı ülke vatandaşlığı devam edenler de, söz konusu yasa ile getirilen düzenlemeden yararlanabilmektedirler.
    Ancak kamuoyunda “pembe ya da mavi kart sahibi” olarak bilinen doğumla Türk vatandaşlığını kazanmış olup da sonradan vatandaşlıktan çıkma izni almak suretiyle yabancı bir ülke vatandaşlığını

    kazananlar, başvuru tarihinde Türk vatandaşı olmadıklarından borçlanma kapsamındaki sürelerde Türk vatandaşı olsalar bile, borçlanma hakkından yararlanamaz.
    Borçlanmak için ayrıca yurda dönüş şartı aranmadığından yurtdışında iken borçlanma başvurusunda bulunanlar da, borçlanma hakkından 3201 sayılı Kanunun öngördüğü şartlarla yararlanabilirler.

    5 -Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmış ülkelerde çalışanların emekliliği nasıl olur?

    Ülkemizin imzaladığı ikili sosyal güvenlik sözleşmelerine göre; akit taraf ülke mevzuatına göre geçen sigorta primi ödenmiş süreler birbirinin devamı sayılmakta ve aylığa (yaşlılık, malullük ve ölüm) hak kazanılıp hak kazanılmadığının tespitinde her iki ülkede geçen çalışmalar aynı zamana rastlamamak şartıyla birleştirilmektedir.
    Hizmet birleştirilmesi suretiyle aylığa hak kazanıldığında aylık, her iki ülkede geçen çalışmalar birlikte dikkate alınarak hesaplanmakta, Akit taraflar bu şekilde hesaplanan aylığın kendi ülkesinde geçen çalışma gün sayısına tekabül eden kısmını aylık (kısmi aylık) olarak ödemektedir.
    Sözleşme hükümlerine göre sigortalılar aylık taleplerini ikamet ettiği ülkedeki sosyal güvenlik
    kurumuna yaparlar.

    6- Yurtdışı borçlanma talep dilekçesi var mıdır? nasıl temin edilir?

    Yurtdışı Hizmet Borçlanma Talep Dilekçesi vardır. Yurtdışı Borçlanma Talep Dilekçesi örnekleri yurtiçinde Kurum üniteleri, yurtdışında ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirliği ya da Ataşeliklerinden temin edilebileceği gibi, Sosyal Güvenlik Kurumunun www.sgk.gov.tr Internet
    adresinde bulunan “Yurtdışı/ Sigortalılık/Form ve Dilekçeler” ve “Yurtdışı/ Emeklilik/Form ve Dilekçeler”
    bölümünden temin edilebilir.

    7- Yurt dışında bulunduğum dönemlerin tamamı için borçlanma talebinde bulundum, bir kısmının ödemesini yapmadım. kalan kısım için tekrar borçlanma yapabilir miyim?

    Yurtdışında geçen sürelerden tamamının borçlanılmasında bir zorunluluk yoktur.
    Başvuru sahipleri, bu sürelerin tamamını borçlanma isteğinde bulunabilecekleri gibi, bir kısmını yada aylık bağlamaya yetecek bölümünü borçlanma talebinde de bulunabilirler. Bu konudaki tercihin, başvuru sırasında yazılı olarak belirtilmesi gerekir.
    3201 sayılı Kanuna göre tahakkuk ettirilen borç tutarı tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde
    ödenir. Söz konusu üç aylık süre içerisinde borcun bir kısmının ödenmesi halinde, ödenen miktar ile orantılı süre geçerli sayılır, kalan sürenin geçerli sayılması yeni bir borçlanma talebine bağlıdır.

    8- Borçlanma tarihinden sonra yurtdışında geçen süreler varsa bunlarda borçlanılabilir
    mi?

    Borçlanma başvuru tarihinden sonra yurtdışında geçen süreleri bulunanların, bu süreleri borçlanma hakları bulunmaktadır.

    9- Yurtdışı borçlanma için nereye müracaat edilmeli?

    a) Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesi haricindeki ikili ve çok taraflı sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kısmi aylık bağlananlar ile aylık bağlanması için müracaat etmiş olanlar,
    b) 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında olup, İsviçre’de geçen süreleri borçlanmak isteyenler ile gerek 2147 gerekse 3201 sayılı kanunlara göre merkezde
    yapılan borçlanmalara ek borçlanma işlemleri, (b) bendi kapsamında olup, İsviçre’de geçen sigortalılık
    sürelerine ait primleri Türkiye’ye transfer talebinde bulunan veya transfer işlemi gerçekleşenler, Borçlanma işlemleri için merkeze Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Yurtdışı Hizmetler Daire Başkanlığına müracaat etmeleri gerekmektedir.
    a) Türk – Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesi uygulanmak suretiyle kısmi aylık bağlananlar ile aylık bağlanması için müracaat etmiş olanlar,
    b) Son defa 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bendi kapsamında
    hizmetleri olanlar,

    c) Türkiye’de sigortalılığı olmayanlarla bunların hak sahipleri,
    ç) Ev kadını olarak geçen sürelerini borçlanma talebinde bulunanlar ile bunların hak sahipleri, borçlanma başvurularını Türkiye’de ikametgahının bulunduğu yerdeki sosyal güvenlik il müdürlüklerine
    / sosyal güvenlik merkezlerine yapmaları gerekmektedir.

    10- Yurtdışı sürelerine ait borçlanma miktarının belirlenmesi nasıl yapılır?

    Daha önce borçlanılacak her bir gün için 3,5 dolar üzerinden tahakkuk ettirilen borç tutarı, 08/05/2008 tarihinden sonra yapılan veya yapılacak olan başvurular için geçerli olmak üzere değiştirilmiştir.
    Buna göre, başvuru tarihindeki 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 82 nci maddesinde belirtilen prime esas asgari ve azamî günlük kazanç arasında seçilecek günlük
    kazancın yüzde 32’si, borçlanılacak her bir gün için tahakkuk ettirilen borç tutarıdır.
    3201 sayılı Kanun uygulaması yönüyle 08/05/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanunun 82 nci maddenin birinci fıkrasında günlük kazancın alt sınırı, İş Kanunu gereğince 16 yaşından büyük
    işçiler için belirlenen bir aylık brüt asgarî ücretin otuzda biri, üst sınırı ise günlük kazanç alt sınırının 6,5 katı olarak belirlenmiştir.
    Yurtdışı sürelerinin borç tutarının hesabında kullanılması ile sınırlı olmak üzere buradaki alt sınırı
    yeniden belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkili kılınmıştır.
    Bu durumda, Kuruma ödenecek olan borçlanma tutarı, başvuru tarihinde geçerli olan günlük prime esas kazancın alt ve üst sınırları arasında kalmak kaydıyla başvuru sahibince seçilen kazancın yüzde
    32’sinin borçlanılmak istenen gün sayısı ile çarpımı kadardır.
    Başvuru tarihi, borçlanma talebine ilişkin dilekçenin Kurum kayıtlarına geçtiği tarihtir. Ancak, taahhütlü, iadeli taahhütlü veya acele posta olarak gönderilen yurtdışı borçlanma taleplerinde, dilekçenin postaya
    verildiği tarih, başvuru tarihi olarak kabul edilir.
    Örnek 1
    18/09/2012 tarihinde yurtdışında geçen 20 yıllık sigortalılık süresini günlük prime esas asgari kazanç üzerinden borçlanma talebinde bulunulduğunu varsayalım. Bu durumda ödenmesi gereken borç tutarı:
    18/09/2012 tarihi itibari ile prime esas asgari günlük kazanç 31.35.-TL’dir Borçlanma talebinde bulunulan tarih itibari ile geçerli olan günlük prime esas kazancın alt sınırı 31.35 TL, üst sınırı ise
    bunun 6,5 katı, yani 203.78 TL’dir. Seçilen prime esas kazanç alt ve üst sınırlar arasında bulunduğundan borcun tespitinde öncelikle yüzde 32 oranı uygulanmak sureti ile bir günlük borç
    miktarı, daha sonra bu miktar 7200 ile çarpılarak 20 yıllık borç miktarı hesaplanacaktır. Buna göre, bir günlük borçlanma miktarınız 31.35 x %32 = 10.032.- TL, 20 yıllık (7200 gün) borçlanma karşılığı
    ödenecek miktar ise 10,032 x 7200 gün = 72230,40-TL’dir.
    Örnek 2
    20/08/2012 tarihinde yurtdışında geçen 20 yıllık sigortalılık süresini günlük prime esas kazancın üst sınırı üzerinden borçlanma talebinde bulunulduğunu varsayalım. Bu durumda ödenmesi gereken borç tutarı:
    Borçlanma talebinde bulunulan tarih itibari ile geçerli olan günlük prime esas kazancın üst
    sınırı (azami) 203.78 TL’dir. Borcun tespitinde öncelikle yüzde 32 oranı uygulanmak sureti ile bir günlük borç miktarı, daha sonra bu miktar 7200 ile çarpılarak 20 yıllık borç miktarı hesaplanacaktır. Buna göre, bir günlük borçlanma miktarı 203.78 x %32 = 65.2096.- TL, 20 yıllık borçlanma karşılığı ödenecek miktar ise 65.2096 x 7200 = 469509,12.-TL’dir.

    11-Borçlanma miktarının ödenmesinde süre var mıdır?

    3201 sayılı Kanuna göre tahakkuk ettirilen borç tutarı tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içerisinde ödenir. Üç ay süre içerisinde ödeme yapmayanların borçlanma işlemleri iptal edilir.

    12- Yurtdışı borçlanması yaptım, 3 ay içinde borcumu ödeyemedim, tekrar borçlanma
    yapabilir miyim?

    Üç aylık süre içinde ödeme yapmayanların borçlanma başvuruları geçersiz sayılacaktır. Belgelendirilen yurtdışı hizmet sürelerinin yeniden borçlandırılarak değerlendirilmesi, bu konudaki yeni başvuruya bağlıdır.

    13-Yurtdışı borçlanması yaptım, tekrar iadesini isteyebilir miyim?

    Tahakkuk ettirilen borcun tamamını veya bir kısmını ödeyenlerden borçlanmalarının iptal edilmesi için başvuruda bulunanların ödedikleri borçlanma tutarının tamamı faiz uygulanmaksızın Türk Lirası olarak iade edilir.
    Borçlandıkları hizmetleri ile malullük ve yaşlılık aylığı bağlanmasına hak kazanamayan sigortalılar ile ölüm aylığı bağlanamayan hak sahiplerine başvuruları halinde ödenen borçlanma tutarının tamamı faiz
    uygulanmaksızın Türk Lirası olarak iade edilir.
    Ancak, borçlandıkları hizmetler dikkate alınarak aylık almakta olanlar borçlanma talebinden vazgeçemezler ve bunların ödedikleri borçlanma tutarı iade edilmez.

    14-Borçlandırılan süreler, Türkiye’deki hangi sigortalılık statüsüne göre nasıl değerlendirilir?

    Yurtdışı borçlanmasına dair süreler, ilgilinin Türkiye’de sigortalılığı varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılığı yoksa 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.
    Türkiye’de sosyal güvenlik kanunlarına tabi sigortalılığı bulunanların borçlanılan süreye ait gün sayısı, prim ödeme gün sayıları veya hizmetlerine eklenir.

    15- Borçlandırılan sürelere göre aylık bağlanması için aranan şartlar nelerdir? Borçlanılan sürelere göre malullük, yaşlılık veya emekli aylığı bağlanabilmesi için;
    – Yurda kesin dönülmüş olması,
    – Tahakkuk ettirilen borçtan aylık bağlanmasına yetecek en az süre/gün karşılığı kadar ödeme yapılması,
    – Mülga sosyal güvenlik kanunları/kanunlarının yürürlükteki veya 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre aylığa hak kazanılmış olması,
    – Kuruma yazılı başvuruda bulunulması, şarttır.
    “Kesin dönüş” ibaresi, aylık tahsis talebinde bulunanların yurtdışındaki çalışmalarının sona ermesini, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almamaları durumunu ifade etmekte olup, mutlak ifadesi ile yurda giriş yaptıktan sonra bir daha yurtdışına çıkmama durumunda kullanılmamaktadır.

    Yukarıda belirtilen şartları yerine getirenlerin aylıkları, yazılı talepte bulundukları tarihi takip eden aybaşından başlar.
    “Kesin dönüş” tanımında geçen;

    – “Sosyal sigorta ödeneği” deyimi, çalışma yaşamı süresince karşılaşılan hastalık, iş kazası, meslek hastalığı veya işsizlik gibi riskler nedeniyle iş göremezlik veya işsizlik gibi adlar altında yapılan ödeneklerini,

    – “Sosyal yardım ödeneği” ibaresi, bulunulan ülke mevzuatı kapsamında, geçimlerini sağlayacak hiçbir gelirleri olmayan veya mevcut gelirleriyle geçimlerini sağlamakta güçlük çeken kişilerin asgari geçim düzeyi ile sınırlı olmak üzere geçimlerinin sağlanması amacıyla kamu kurum ve kuruluşları tarafından muhtaçlık durumuna ve süresine göre ödenen ikamet şartına bağlı nakdi yardımları,
    ifade etmektedir.
    Aylığa hak kazanılmasına engel teşkil eden her iki ödeneğin ortak özelliği, ikamete dayalı olmasıdır. Diğer bir anlatımla, ilgilinin ikametini Türkiye’ye nakletmesi ile kesilen ödenekler, 3201 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilemeyeceğinden, ikamet şartına bağlı olmayan bu nitelikteki sosyal sigorta ya
    da sosyal yardım ödeneği alanlara diğer şartlarla aylık bağlanabilmektedir.

    16-Bağlanan aylıkların başlama tarihi nedir?
    3201 sayılı Kanuna göre borçlanılan hizmetlere göre bağlanacak yaşlılık aylığın başlangıç tarihi dilekçe tarihini takip eden aybaşıdır.
    Sosyal güvenlik sözleşmeleri uygulanmak suretiyle kısmi aylık almakta iken yurtdışı hizmet borçlanması yapanların kısmi aylıkları;
    – Borcun ödendiği tarih kesin dönüş tarihinden önce ise kesin dönüş tarihini,
    – Borcun ödendiği tarih kesin dönüş tarihinden sonra ise borcun ödendiği tarihi, takip eden aybaşından itibaren,
    tam aylığa yükseltilir.

    17-Yurtdışı borçlanma yoluyla bağlanan aylıkların kesildiği haller nelerdir?

    Yurtdışında sigortalılık veya ev kadını olarak geçen sürelerini borçlanarak malullük, yaşlılık ve emekli aylığı aylığa/ hak kazananların, bu aylıkları;
    – Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış olup olmadığına bakılmaksızın herhangi bir ülkede çalışmaya, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almaya başladıkları,
    – 5510 sayılı Kanunun sosyal güvenlik destek primine tabi tutulmasına ilişkin hükümleri saklı kalmak
    kaydıyla Türkiye’de sosyal güvenlik kanunlarına göre sigortalı olarak çalışmaya başladıkları,

    tarihten itibaren kesilir.

    18-Yurtdışı borçlanma yaparak aylık bağlandıktan sonra yurtdışına çıkışın kuruma
    bildirimi gerekli midir?

    Borçlandıkları süreler dikkate alınarak malullük, yaşlılık ve emekli aylığı bağlananlardan altı aydan daha uzun süre yurtdışında bulunmuş olanlar, yurtdışında çalışıp çalışmadıklarını ve ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alıp almadıklarını gösterir belgeleri, “3201 sayılı Kanuna Göre Aylık Alanlara Mahsus Yoklama Belgesi” ile birlikte söz konusu altı aylık sürenin dolduğu tarihten sonra üç ay içinde Kuruma vermek zorundadırlar.
    Altı aydan daha uzun süre yurtdışında bulundukları halde, yukarıda belirtilen belgeleri, yine yukarıda belirtilen süre içinde Kuruma vermediği tespit edilenlerin aylıkları, bildirim yapılmaksızın söz konusu belgelerin intikaline kadar durdurulur.

    Bu şekilde aylıkları durdurulanların Kuruma ibraz edecekleri belgelerden ya da Kurumca yapılacak olan araştırma sonucunda, yurtdışında;

    – Çalışmadıkları, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği almadıkları tespit edilenlerin aylıkları, durdurulduğu tarihten geçerli olmak üzere ödenir.

    – Çalıştıkları, ikamete dayalı bir sosyal sigorta yada sosyal yardım ödeneği aldıkları tespit edilenlerin aylıkları çalışmaya başladıkları tarihten geçerli olmak üzere kesilir, yersiz yapıldığı tespit edilen ödemeler, 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesi hükümlerine göre geri alınır.

    19-3201 sayılı kanuna göre aylık alanlara mahsus yoklama belgesi nedir?

    Bu belge, 3201 sayılı Kanuna göre borçlandıkları yurtdışı süreleri dikkate alınarak malullük, yaşlılık ve emekli aylığı bağlananlardan altı aydan daha uzun süre yurtdışında bulunan ya da bulunmuş olanların, yurtdışında çalışıp çalışmadıklarını ve ikamete dayalı bir sosyal sigorta yada sosyal yardım ödeneği alıp almadıklarının tespiti amacıyla kullanılır.
    Bu belgenin, söz konusu altı aylık sürenin dolduğu tarihten sonraki üç aylık süre içinde Kurumun tarafınıza aylık bağlayan ünitesine verilmesi zorunludur. Altı aydan daha uzun süre yurtdışında
    bulundukları halde, bu belgeyi belirtilen süre içinde Kuruma vermediği Emniyet Genel Müdürlüğünden
    alınacak kayıtlardan tespit edilenlerin aylıkları, bildirim yapılmaksızın söz konusu belgelerin intikaline kadar ödenmez.

    20- Sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerde çalışanların emekliliği nasıl olur?

    Yurtdışında hizmet borçlanmasına dair sürelerin 5510 sayılı Kanun kapsamında hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde söz konusu süreler, başvuru sahiplerinin Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa
    5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.
    3201 sayılı Kanuna göre borçlananlar aylık taleplerini borçlanma yaptıkları sosyal güvenlik il müdürlüğüne/sosyal güvenlik merkezine, borçlanma yaptıktan sonra sigortalı olarak çalışanlar ise son
    defa çalıştığı sosyal güvenlik il müdürlüğüne/sosyal güvenlik merkezine yapmaları gerekmektedir.

    3201 sayılı Kanuna göre borçlanılan hizmetler ve varsa Türkiye’de geçen çalışmalar birlikte dikkate alındığında sosyal güvenlik kanunlarına göre aylığa hak kazanıldığında dilekçe tarihini takip eden aybaşından itibaren aylık bağlanır.

    21-Zorunlu göçe tabi tutulanlar yurtdışı borçlanma yapabilirler mi?

    08/05/2008 tarihinde yürürlüğe giren 5754 sayılı Kanun 79 uncu maddesi ile 3201 sayılı Kanuna eklenen geçici 6 ncı maddesine göre, sosyal güvenlik sözleşmesi imzalanmamış ülkelerden zorunlu göçe tabi tutulduktan sonra Türk vatandaşı olup Türkiye’de ikamet edenlere geldikleri ülkedeki hizmetlerini borçlanma imkanı getirilmiştir.
    Söz konusu düzenleme ile getirilen borçlanma hakkından yararlanabilmek için, ilgilinin;
    – 01/01/1989 ile 08/05/2008 tarihleri arasında geldikleri ülke tarafından zorunlu göçe tabi tutulması,
    – Zorunlu göçten sonra Türk vatandaşı olup, Türkiye’de ikamet ediyor olması,
    – 2022 sayılı Kanun dahil olmak üzere ülkemizdeki sosyal güvenlik kuruluşlarından gelir ve aylık almaması,
    – Geldikleri ülkedeki hizmet sürelerinin belgelendirilmesi,
    – Borçlanma için yazılı istekte bulunması, şarttır.
    Söz konusu hizmetlerini borçlanmak isteyenlerin, “Bulgaristan Hizmetlerini Borçlanma Talep Dilekçesi”, çalıştıkları süreleri gösteren hizmet belgesi ile sosyal güvenlik il/merkez müdürlüğüne, son defa devlet
    memuru statüsünde çalışmaları bulunanların ise Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü Yurtdışı
    Hizmetler Daire Başkanlığı Mithatpaşa caddesi No:7 Sıhhiye – ANKARA başvurmaları gerekmektedir. Borçlanılan süreler ilgililerin Türkiye’de geçen hizmetleri ile birleştirilerek tabi oldukları sigortalılık statüsüne göre yaşlılık aylığı bağlanması sırasında değerlendirilir. Malullük ve ölüm aylıkları bağlanırken bu şekilde borçlandırılan sürelerin dikkate alınmasına imkan bulunmamaktadır.
    Ülkemize gelen soydaşlarımızın iskana tabi tutulması ile ilgili yasalarda sadece Bulgaristan’dan gelen soydaşlarımız için “zorunlu göç” ifadesi kullanıldığından, söz konusu borçlanma hakkından, 01/01/1989 ile 08/05/2008 tarihleri arasında zorunlu göç nedeniyle Bulgaristan’dan ülkemize gelip ilgili İskan Kanununa göre ülkemize yerleştikten sonra Türk vatandaşlığına alınan soydaşlarımız (nüfus
    kayıtlarında “… tarih ve… Sayılı Bakanlar Kurulu kararı ve 2510 (veya 5543) sayılı İskan Kanununa istinaden Türk vatandaşlığına alınmıştır.” ibaresi bulunanlar) yararlanabilmektedir.

    22-Yurtdışı borçlanmasında ibrazı gerekli belgelere nerden ulaşabilirim?

    Yurtdışı Borçlanma Talep Dilekçesi örnekleri yurtiçinde Kurum üniteleri, yurtdışında ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Müşavirliği ya da Ataşeliklerinden temin edilebileceği gibi, Sosyal Güvenlik Kurumunun www.sgk.gov.tr Internet adresinde bulunan “Yurtdışı/ Sigortalılık/Form ve Dilekçeler” ve “Yurtdışı/ Emeklilik/Form ve Dilekçeler” bölümünden indirilebilir.

    23-Borçlandırılsan süreler Türkiye’deki sigortalılık süresinin başlangıcına etkisi var mıdır?

    – Türkiye’deki sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.
    – Türkiye’de sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi hizmeti bulunmayanların sigortalılıklarının başlangıç tarihi, borçların tamamen ödendiği tarihten, sigortalı ölmüş ise ölüm tarihinden, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülmek suretiyle tespit edilir.
    – Birden fazla yurtdışı hizmet borçlanması yapılması durumunda da sigortalılık süresi başlangıcı, borcun
    en son ödendiği tarihten, borçlanılan toplam gün sayısı kadar geriye götürülerek belirlenir.

    – Sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmış ülkelerdeki hizmetlerini borçlananların, sözleşme yapılan ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak dikkate alınmaz.

  • Prim borçlarıyla ilgili flaş açıklama

    Prim borçlarıyla ilgili flaş açıklama

    3 milyon 300 bin vatandaşın prim borcunun 7 milyarı aştığını belirterek, “Bunların gelir testine müracaatlarıyla ilgili bir süre verilecek ve o süre içersinde hangi gruba giriyorlarsa ona göre bir prim tahsili yapılacak veya yapılmayacak” dedi.

    Bakan Çelik'ten Prim borçlarıyla ilgili flaş açıklama

     Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, taşeron işçilere yönelik yasal düzenleme taslağına ilişkin “Sayın Başbakanımızın talimatı ile Meclis’e sevkini bekliyoruz. Nerelerde alt işveren işçisi çalışacak, hangi alanlarda hizmet alımı yapılacak, bunları netleştiren bir düzenleme olacak” dedi.

    Çelik, TOBB’nin konferans salonunda gerçekleşen “Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri (UMEM) ‘Beceri 10 Projesi” protokolünün imzalanmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakan Çelik, taşeron işçilere yönelik yasal düzenleme taslağına ilişkin kamu çalışanları ile ilgili, sosyal güvenlik ile ilgili ve çalışma hayatı ile ilgili toplu sözleşmelerde ele alınan bazı konuları içeren bir paket olduğunu söyledi.

    Bu tasarı taslağı ile ilgili taraflarla ve kurumlarla görüşmelerini tamamladıklarını ve Bakanlar Kurulu’na birkaç kez sunum yaptıklarını belirten Çelik, “Nihai olarak Sayın Başbakanımıza arz edilmek üzere ve onunla yapacağımız nihai değerlendirme içerisinde son şeklini almış olacak veTBMM’ne sevk edeceğiz” dedi.

    Çelik, söz konusu tasarıda yaşanan sıkıntının ağrlıklı olarak kamu alt işverende olduğunu dikkati çekti. Özel sektörün de İş Kanunu’nun ikinci maddesinde bir değişiklikten yana olmadığına işaret eden Çelik, şöyle devam etti:

    “Çalışanlar ve sendikalar da İş Kanunu’nun 2. maddesinde değişiklikten yana değil. Orada bir uzlaşı var, durumun devamından yana ama taşeron işçilerinin haklarıyla ilgili bir düzenleme geneli ilgilendiriyor. Bunu özellikle belirtmek isterim. Taşeron çalışanlarının yaşadıkları, iş hukukuna aykırı bazı tablolar, durumlar var, tazminatını alamıyorlar. Kamuda alt işverenin yanında çalışmasına rağmen kıdem tazminatından yoksun bir durumla karşı karşıyalar. Yıllık izinleri yok ve benzeri, örgütlenme ile ilgili sıkıntı yaşıyorlar. Taşeron işçilerle bizzat görüşerek onların sorunlarını aldık. Bir taraftan da kamu işvereni olarak veya özel sektör olarak yaşananların tümünü görüşmeler içerisinde toparladık, neticede bir taslak ortaya çıktı. Bunun nihai olarak Sayın Başbakanımızın talimatı ile Meclis’e sevkini bekliyoruz. Nerelerde alt işveren işçisi çalışacak, hangi alanlarda hizmet alımı yapılacak, bunları netleştiren bir düzenleme olacak. Burada bir keyfilik söz konusuysa onu ortadan kaldıran bir düzenleme olarak Parlamento’ya gelecek.” –

    “6 maddeden oluşan bir taslak var”

    Bir gazetecinin “Tasarıda kadın memurlara ilişkin ayrı bir düzenleme var mı?” sorusu üzerine Çelik, “Kadın, erkek ayrımı diye bir şey yok” dedi.

    Anne adaylarıyla ilgili 2 yıl ücretsiz izin ya da haftanın 5 günü yarım gün çalışmalarıyla ilgili soru üzerine Bakan Çelik, “O, ayrı bir çalışmamız idi. 6 maddeden oluşan bir taslak var onun da sevki eğer uygun bulunur ise birlikte sevk edilebilir. Ama henüz onunla ilgili birlikte ele alınmasıyla ilgili bir karar söz konusu değil” şeklinde cevapladı.

    Çelik, kamuda yarım zamanlı şeklinde çalışmayla ilgili olarak da tartışmalarda teklif edilen konular arasında olduğunu vurguladı. Geçici iş ilişkisiyle ilgili istihdam büroları konusuna da değinen Çelik, “Kayıt dışılık, özellikle evde çalışan kadınların durumu ve mevsimlik işçilerle ilgili yaptığımız değerlendirmelerde kayıtdışılıktan evde çalışanları kurtarmak. Bu özellikle kadınları ilgilendiren bir durum. Onlar ‘acaba bu şekilde kayıt altına alınabilir mi?’ diye bir teklif var ama tasarıda yer alır mı almaz mı bilemiyorum. Haziran sonuna kadar Meclis tatil oluncaya kadar çıkmasından yanayız biz” diye konuştu.

    “Prim borcu 7 milyarı aşmış durumda”

    Bakan Çelik, gelir testine girmeyen işçilerin prim borcuna ilişkin, “Gelir testine girmeyen yaklaşık 3 milyon 300 bin civarında vatandaşımız var. Bunların şu anda prim borcu 7 milyarı aşmış durumda. Bunların gelir testine müracaatlarıyla ilgili bir süre verilecek ve o süre içerisinde hangi gruba giriyorlarsa ona göre bir prim tahsili yapılacak veya yapılmayacak. Şu an en yüksek oranda prim tahakkuk ettiği için onlardan da faizlerin silinmesi gündeme gelecek” ifadelerini kullandı.

  • Ceza yağmuru

    Ceza yağmuru

    Evde çalışan kadınların, ‘yerli-yabancı ayırımı yapılmaksızın’ SGK’ya bildirilip, her ay sigorta priminin yatırılması gerekiyor. Yapılan ihbarlar sonucu şu ana kadar bunu yapmayan tam 3 bin 254 eve ceza kesilmiş durumda. Sayı hızla artıyor.

    ŞU ana kadar, 3.245 eve ceza kesildi. Bu tempo devam ederse, ceza yağmuru hızlanacak. Bazıları, cezaları ödemek için evini satmak zorunda kalacak!Denetimler şu anda İstanbul, Ankara ve İzmir’de, özellikle gelir düzeyi iyi olan kişilerin yaşadığı semtlerde yapılıyor.

    İstanbul’da; Kadıköy, Sarıyer ve Beşiktaş ağırlıklı 1.840, Ankara’da Çankaya, Gaziosmanpaşa ve Kavaklıdere ağırlıklı 720 eve, İzmir’de ise, 643 eve “idari para cezası” kesildi.
    Denetimlerin diğer illerde de yapılması söz konusu..

    İHBARLAR YAĞIYOR..

    Evlerde; temizlik, ütü, yemek, çocuk bakımı veya yaşlı bakımı gibi işlerde, sigortasız çalışan yüzbinlerce kadın var. Bunlardan bazıları, Sosyal Güvenlik Kurumu’na “ihbar dilekçesi” verip, “Şu kadar yıldır sigortasız çalıştırılıyorum” diye ihbarda bulunuyorlar. İhbarların bir kısmı da komşulardan.. “Şu adreste, sigortasız olarak yıllardır temizlikçi kadın çalıştırıyorlar” diye, ihbarda bulunuyorlar. İhbarlar, her geçen gün daha da artıyor. Evde çalışan kadınların, “yerli-yabancı ayırımı yapılmaksızın” Sosyal Güvenlik Kurumu’na (SGK) bildirilip, her ay sigorta priminin yatırılması gerekiyor. Ancak bunların çoğu, SGK’ya bildirilmiyor. Daha açık bir anlatımla “Kaçak” çalıştırılıyor. SGK’ya göre; “haftada bir gün temizliğe gelen” kadınların dahi SGK’ya bildirilmesi ve prim ödenmesi gerekiyor. Buna göre örneğin, haftada bir gün temizliğe gelen ve “sigortasız” çalıştırılan kadın nedeniyle, 2014 yılının tamamı için 29 bin TL idari para cezası, 5 bin lira civarında da sigorta primi ve faiz istenmesi söz konusu. Kadının “5 yıldır sigortası çalıştırıldığının tespiti durumunda” kesilecek ceza ve prim tutarı, 150 bin lirayı bulabilir.

    CEZASI AĞIR

    Evde çalışan kadınların SGK’ya bildirilmemesi olayında;
    1.İşe başlama bildirimi yani “sigorta girişi” yapılmamasından (bir defalık), dolayı iki asgari ücret yani “2.142 TL idari para cezası” kesilecek.
    2. İşyeri SGK›ya bildirilmediği için bir asgari ücret yani 1.071 TL idari para cezası kesilecek.
    3. aylık prim ve hizmet belgesi verilmediği için sigorta primi (işçi ve işveren hissesi ve gecikme cezası),işçinin ücreti üzerinden, hesaplanacak.
    4. Aylık sigorta prim bildirgesinin verilmemesinden dolayı, her ay için iki asgari ücret, yani “2.142 TL idari para cezası” kesilecek.
    Bu da geriye dönük aylar ve yıllar için hesaplandığında, neredeyse “ev parası kadar” ceza gelecek. Örneğin beş yıl yani 60 ay için aylık bildirge verilmesi nedeniyle hesaplanan idari para cezası, 100 bin lirayı aşabiliyor. Her ay itibariyle sigorta primi işçi ve işveren hissesi tutarı ile gecikme faizi de eklenince, tutar daha da büyüyor.

    Çözüm ‘torba’da

    BU olayla ilgili formaliteler, sade vatandaşın yapabileceği basitlikte değil.  Şu anda TBMM’de olan Torba Yasa’ya, bu konuda bir madde eklenerek, aşağıdaki iki çözüm yolundan biri getirilebilir.
    1.Fransa’da olduğu gibi, bir “istihdam çeki” hazırlanır.
    Banka, çekte yazılı olan tutarın, belli kısmını temizlikçi kadına öder Kalanını da onun adına prim olarak, Sosyal Güvenlik Kurumu’na yatırır.
    2.Temizlikçi kadına, çalıştığı her gün için bir pul verilir. Kadın da bu pulları her ay SGK’ya vererek, sigortalı hizmetini bildirmiş olur.

    Kaynak Hrriyet 
    Yazar :Şükrü KIZILOT